24 Ağustos 2007 Cuma

Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç...

Cemil Meriç’i Düşüncenin Gökkuşağı diye adlandırır Mustafa Armağan…çocukluğundan beri sürekli bir arayış içinde olan, belirli bir ideolojiye körü körüne bağlı kalmadan, hem batı kültürünü hem de doğu kültürünü sorgulayan, çok okuyup araştıran ve kendine has üslûbuyla düşüncelerini yazıya döken ve kitaplarında yakın tarihimiz hakkında geniş bilgiler edinebileceğimiz değerli bir fikir adamıdır Cemil Meriç…

1916-1987 yılları arasında yaşamış olan yazar, Osmanlının çöküşünde etkili olan; Avrupa hayranlığı, batılılaşma sevdası, batılı devletlerin Türklere ve İslâma bakışları ve bunun gibi birçok konuda eleştirilerde bulunmuş...

Cemil Meriç hakkında fazla yorum yapmaya gerek olmadığını düşünüyorum...sadece şu üç yazısı bile onun düşünce dünyasını ve asıl gayesini bize o kadar iyi anlatıyor ki...


"Br çağın vicdanı olmak isterdim; bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin. İdrakimize vurulan zaferi kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim; kelimeden, sevgiden bir köprü…ben bu mazlum medeniyetin sesi olmak istiyorum…En büyük tehlike uzun zamandır müptela olduğumuz yobazlık. Bize düşen, dertlerimizi ömür boyu gönüllerinde taşıyan insanlara sevgiyle eğilmek ve “hödük” idrakimize dağ gibi gelen kusurları cımbızla ayıklamaya kalkışmamak. Türk insanı irfandan önce sevgiye ve anlayışa muhtaçtır."



"Zafer sabahlarını koruyan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeye başladı, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.”Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına “Hayır delikanlı”, diye fısıldadılar “sen bir azgelişmişsin.” Ve Hıristiyan Batı’ nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir “nişân-ı zîşân” gibi gururla benimsedi aydınlarımız."


"Her dudakta aynı rezil şikayet: yaşanmaz bu memlekette! Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lağım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? Hayır, onlar Türkiye’ nin insanından şikayetçi. İnsanından, yani kendilerinden. Aynaya tahammülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz”laştıranlardır."



Düşünelim, taşınalım...başka söze ne hacet...

Hiç yorum yok: